KODEKSLER MEVZUATI HELALLEŞTİRİLMELİDİR

RECEP ÇALIŞKAN: KODEKSLER MEVZUATI HELALLEŞTİRİLMELİDİR

Prof. Dr. Ender Serin, ASKON Adana Şube’sinin konuğuydu. ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan’ın açılış konuşmasını yaptığı seminerde Helal Gıda konusu masaya yatırıldı. Hüseyin Delikoca’nın Kur’an Tilavetiyle başlayan seminerde ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan açılış konuşması yaptı.

ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan açılış konuşmasında şunları söyledi: “Helal üretimi bir sorumluluk olarak ele almalıyız, ticari bir kaygı olarak değil. Çünkü yediğimiz yiyecekleri temiz hale getirmek Allah’a karşı olan sorumluluğumuzdur. Amacımız sadece ticaret yapmak para kazanmak değil, sevabını kazanacağımız büyük bir hizmete talip olmaktır. Müslümanların helal gıda üretimi konusunda ortak bir anlayışa sahip olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak günümüzde pek çok işletme bu konuda detaylar noktasında gereken hassasiyeti göstermemektedir. Bununla birlikte, Helal Gıda sektöründe 6 milyar doların üzerinde bir ihracat rakamına ulaşan Türkiye ekonomisi, hedefini daha da yukarılara çekmelidir. Bu noktada gerek ithalatta gerekse de yurt içi üretimde yürürlükte olan kodeksler mevzuatı tekrar düzenlenmedir. Batı menşeili olan bu mevzuatlar “helalleştirilmelidir”.”

Bütün yönleriyle Helal Gıda, Helal kazanç ve israf konuları hakkında bir seminer veren Prof. Dr. Ender Serin Helal kavramının imani ve itikadi bir kavram olduğunu vurguladı. “Helal kavramının bize  ulaşması ve zihnimize yerleşmesi imani bir meseledir.” diyen Prof. Dr. Serin, “Her imanı olan helallere tam olarak riayet ediyor mu? İmani-itikadi kavramların hayata geçirilmesi matematik gibi bir hesap işi değildir. İmanın ziyadeleşmesi ve itikadın kuvvetleşmesi Cenab-ı Allah’ın emir ve yasaklarına uymayı getiriyor. İbadet olmadan da hükümler kuvvet bulmuyor” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Ender Serin konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Helal Gıda’yı talep edenlerin olması gerçekten güzel. Bununla birlikte talep edilmese bile Gıda sektöründe üreticiler de hassasiyet göstermelidir. Güzel örnekler var bu konuda… İçerik kadar kazanç da “Helal” olmalıdır. Mahiyeti kadar, kazanç şekli de önemlidir.

Acımasız faiz düzenini Batılılar icat etmiştir. Bankacılık sektörü ne yazık ki insanların bir birine borç vermesinin önüne geçti. Bizim bu konuya hassasiyet gösteren idarecilerimiz Bankacılık sektörüne alternatifler getirdi. Kazançta faiz var mı? Mahiyet kadar önemlidir. Helal kazanç da dile getirilmelidir. Helal Gıda’yı konuşurken bunları da işlemeliyiz ve mesuliyet olarak üzerimize almalıyız.” Prof. Dr. Serin, israfın da dikkate alınması gereken bir kavram olduğunu vurgulayarak: “Öte yandan, israf haramdır. Bu da düşünülmesi gereken bir husustur. Bu konuları konuşmalıyız. Aksi takdirde Helal Gıda konusu tam olarak anlaşılamayabilir. Para, emek, zaman boşa gidiyorsa israfa gidilmiş demektir.” dedi.

Konuşmasının devamında Prof. Dr. Serin, tıbbi açıdan israfı ele aldı. Serin şunları söyledi: “Tıbbi olarak baktığımızda israfa düştüğümüzü nasıl anlarız? Bunun çeşitli göstergeleri var. İnsanın bedensel olarak bir normalinin tanımı yapılıyor. Örneğin, şeker, tansiyon vb. ölçümler yapılıyor. Vücut kilo endeksi gibi kabul görmüş ölçütler var. Genel kabul gören ölçümlerin altında olan değerler zayıflığı gösteriyor. Vücut kilo endeksi “ahsen-i takvim” gibi düşünülebilir. Kilo alıyorsak, o vücut kilo endeksinin dışına çıkıyorsa bu haramdır. Bunlara dikkat etmeliyiz. İşin bir zorluğu var. Her bedenin bir metabolizması vardır. Sizin metabolizmanızla başka birinin metabolizması aynı olmadığından israf konusunda standart bir sınır koymak da doğru değildir. İsraf için belli bir ölçü koymak doğru değil. Ölçü “kendimiziz”. İsraf meselesi, kendi vücudumuz için ele alınmalıdır. Akut etki ile israf ediyor muyuz? Orta vade ve uzun vadede israf ediyor muyuz? Bunlara bakmalıyız.

Prof. Dr. Ender Serin, açlık ve tokluk hakkında çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Serin şunları ekledi: “Tokluğu hissetmeden kalk.” bu muazzam bir ölçüdür. Hangimiz bunu yapıyoruz? Peygamber Efendimizin bu ölçüsü çok önemlidir. Obezite bazı ülkelerde çok fazla. Amerika’da yüzde kırklarda. Sudi Arabistan’da yüzde seksendir kadınlarda… “Nefsinizle yemek içmek noktasında cihad ediniz.” Bu bir hadistir. Az yemek yemenin sevabı kafirle cihat etmek gibidir. Yemek yemek bizim için, az yemek bizim için ibadettir. Bu şuurla yemeğe oturduğunuzda cihat ediyorsunuz. Dünya üzerinde insan kadar çeşitli yemekler yiyen bir canlı daha yoktur. Bir çok lezzeti anında anlayabiliyoruz. Bu Allah’ın bir lutfudur. Biz bu hikmeti yanlış anlıyoruz. Lezzet için yemek yiyoruz. Gıdaya özel tokluk diye bir tanımlama var. Farklı gıdalarda farklı tokluk hisleri vardır. Beyin farklı gıdalara farklı tokluk hissi veriyor. Çok çeşitli yemek insanı israfa sürükler. Batı kültüründe, Roma kültüründe daha fazla yemek için kusarlarmış. Kilo almanın sebeplerinden biri de hazır yemeklere ulaşılması… Bunlara taktikler oluşturulmazsa mücadele edemeyiz. Bizim komutanımız hükmünde olan İmanımız bunlarla mücadelede bizi güçlü kılmaktadır.

Hz. Davud’un orucu hakkında günaşırı açlık konusunda ilginç bulgular var. Hayvanlar üzerinde deneyler yapılmış. Bir gün yeyip bir gün aç kalmak yeme davranışını düzeltiyor. Örneğin Ramazan bittikten sonra öğlen acıkıyor muyuz? Öğlen açlık hissimiz ortadan kalkıyor. Peki neden yiyoruz? Keyfi yiyoruz da ondan…

Bu meseleler ferdi olmaktan çıkmış içtimai bir mesele haline gelmiştir. Birbirimize destek olmak durumundayız. Tek başımıza bu durumdan kurtulmamız çok zordur. “

ASKON Adana Şube Başkanı Recep Çalışkan ve Yönetim Kurulu Üyeleri, Prof. Dr. Ender Serin’e verdiği bilgilerden dolayı teşekkür etti ve günün anısına bir tablo hediye etti.

MUSTAFA DİNÇEL

NOVA MEDYA GRUP

YONETİM KURULU

BASKAN ,YARDIMCISI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir